Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

Dream

Resident Evil 4 İnceleme

resident_evil_4_rigell_005  

PlayStation'a dönüşü muhteşem oldu

PlayStation’da tanışmıştık onunla.Yıl 1996… O zamanlar bu türde çok sağlam bir Alone in the Dark serisi vardı. Birçok açıdan Alone in the Dark’a benziyordu Resident Evil. Bazı insanlar ilk çıktığı zaman onu bir Alone in the Dark kopyası olarak görse de, kısa zamanda büyük hayran kitlesine ulaştı Resident Evil. Ardından çıkan oyunlarla da bu hayran kitlesi giderek büyüdü. İkinci yapım ile beraber, Resident Evil bu türde ne kadar iddialı olduğunu herkese gösterdi. Büyük beğeni toplayan bu oyunda Leon adlı çaylak polis memuru ve ilk oyundan bildiğimiz Chris’in kardeşi Claire ile oynadık. 1999’da sadece benim değil, aynı zamanda birçok kişinin serideki favori oyunu geldi. Hangimiz “STAAAARS” sesini duyduğumuzda kaçacak delik aramadık? Onun karşımıza çıktığı anlarda hangimizin kalp atışları hızlanmadı? Evet, Nemesis’ten bahsediyorum. Keşke zamanı geri alabilsem de bu oyunu oynadığım ilk güne geri dönebilsem… O heyacanı, o duyguyu tekrardan yaşayabilsem… Ne yazık ki bu mümkün değil. Aradan geçen yıllarla beraber, Resident Evil 3 Nemesis kalplerimize ve beynimize bir daha asla unutulmayacak bir şekilde yazılmıştı. Daha sonra Capcom dördüncü oyun için uzun süre bekledi. Bu süre içerisinde birçok Resident Evil oyunu yapıldı.

Nihayet sıra merakla beklenen serinin dördüncü oyununa gelmişti. Capcom, Gamecube’ün en iyi oyunları arasında gösterilen Resident Evil 4’ün kesinlikle başka bir platforma çıkmayacağını açıklamıştı; ancak bir süre sonra PS2 versiyonunun da çıkacağı haberi, oyun dünyasına bomba gibi düştü. Kuşkusuz bu habere en çok sevinen PS2 sahipleriydi ve Gamecube versiyonundan aylar sonra Resident Evil 4’ü oynama sırası artık onlarındı.

Oyunun neredeyse tamamını Resident Evil 2’deki kahramanımız Leon Kennedy ile oynuyoruz. O artık bildiğimiz eski polis Leon değil; Amerika hükümeti için özel görevlerde çalışıyor. Eskisinden çok daha karizmatik ve soğukkanlılığını hiçbir zaman kaybetmiyor. Üstelik bu sefer onu daha da zorlu bir görev bekliyor.

Raccoon City’nin tarihe karışmasının üzerinden 6 yıl geçti. Amerika Başkanı’nın kızı Ashley kaçırılmış ve onu bulma görevi Leon’a verilmiştir. Leon, iki polisle beraber Ashley’nin son görüldüğü kasabaya gelir. Arabadan tek başına inen Leon, gördüğü ilk eve girip, içerideki köylüye Ashley’i sorar. Ancak köylü Leon’un elindeki silaha aldırış etmeden, eline baltayı aldığı gibi saldırır. Leon’un onu öldürmekten başka çaresi kalmamıştır. Adamın cesedine baktığında onun zombi olmadığını görür. Bu noktadan sonra tüm köylüler manyak gibi Leon’a saldırmaya başlarlar. Beraber geldiği polisler ölmüş, araç uçurumdan yuvarlanmış ve kasabadan çıkış yolu olan köprü de parçalanmıştır. Hiçbir şeyden haberi olmayan Leon, bir yandan neler olduğunu anlamaya, diğer yandan ise Ashley’i bulmaya çalışmaktadır.


Resident Evil 4 Seride Bir Devrim

Serinin artık yeni bir kana ihtiyacı olduğunu düşünen Capcom, riski göze alıp ortaya bambaşka bir Resident Evil oyunu koydu. Her Resident Evil oyununda gördüğümüz Raccoon City, beyinsiz zombiler, kapı geçiş animasyonları, klasik sabit kamera ve daha birçok şey bu oyunda yok. Düşmanlarımız zombilerden çok daha tehlikeli olan “Las Plagas” isimli virüs bulaşmış insanlar. Kendileri müthiş bir yapay zekaya sahipler. Kaçabilirsiniz; ama saklanamazsınız. Nerede olursanız olun, sizi bulabiliyorlar. Sürekli toplu halde saldırıyorlar aynı zamanda hızlı davranabiliyorlar. Etrafınız sarıldığında bir binaya kaçıyorsunuz. Kapıları kapatıyorsunuz, bir işe yaramıyor; bir bakmışsınız evin camlarını kırıp içeriye dalmışlar. Üst kata çıkıp, merdivenlerin önünde pusuda bekliyorsunuz. Onlar ise pencerelere merdiven dayayıp içeri girmeye başlıyorlar. Merdivenleri aşağı itiyorsunuz ancak o da işe yaramıyor; tekrar merdiveni dayayıp içeri atlıyorlar. “Merdivenmiş, pencereymiş, kapıymış, hangi biriyle uğraşacağım ben?” diye düşünürken birden evin içinde 15 kişi oluyorlar! Hem de düşmanların hepsi yakından saldırmıyor. Kimi balta, kimi ok, kimi de patlayıcı fırlatabiliyor. Hatta ileride ağır makinalı ile saldıran düşmanlar bile çıkıyor (Yuh artık!). Daha oyunun başlarında kontrollere tam alışmadan ortaya çıkıp ölmek bilmeyen ve yakaladığı an kafanızı kopartan elektrikli testereli düşmanlardan bahsetmedim bile. Başlarda sadece köylülerle karşılaşsak da sonradan görüyoruz ki, düşman çeşitliliği oldukça fazla. Yapay zekanın bu kadar iyi olması oyunu daha zor bir hale getirmiş. Ayrıca sık sık boss savaşları bulunuyor ve bu savaşlar çok güzel olmuş.

Resident Evil 4’te yepyeni bir kamera kullanılmış. Karakterimizin omuz hizasında bulunan yeni kamera sabit değil, karakterimizle beraber hareket ediyor. Sağ analog tuşuyla kamerayı çevirebiliyoruz. Silahlardaki lazer sayesinde çok rahat nişan alıp, düşmanların istediğimiz bölgesine ateş edebiliyoruz. Düşmanlar da ateş edilen bölgeye göre oldukça gerçekçi tepkiler veriyorlar. Bacağına vurarak yere düşürmek, koluna vurarak silahını düşürtmek ve kafasına ateş ederek koparmak mümkün. Aynı zamanda farklı silahlarda farklı tepkiler veriyorlar. Yalnız virüs nedeniyle normal insanlardan çok daha dayanıklılar. Öyle tabancayla kafasına ateş eder etmez kopacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Nişan alma sistemi o kadar başarılı olmuş ki size hızla fırlatılan bir baltayı veya oku bir tarafınıza saplanmadan, havada ateş ederek yere düşürebiliyorsunuz. Havada uçan kargaları bile vurup öldürebiliyorsunuz. (Yerde uçan karga görürseniz bana da haber verin). Leon zaman zaman tekme atabiliyor ve bazen oldukça yararlı oluyor. Ancak sakın bıçakla saldırmaya kalkmayın. Mermi harcamamak için etraftaki kutu, cam vb. şeyleri bıçakla kırmak en mantıklısı. Sol analoğu aşağı itip, kare veya yuvarlak tuşuna bastığımızda karakterimiz 180 derece dönüyor. Bu hareket birçok zaman hayatınızı kurtaracak. Düşmanlar arkadan saldırmayı çok sevdiğinden, sürekli arkanızı kollamalısınız.

Survival Horror yerini iyice aksiyona bırakmış. Eski Resident Evil oyunlarında birçok bulmaca olurdu. Resident Evil 4’teki bulmaca sayısı çok az. Hepsi de zaten birbirinden basit bulmacalar. Düşmanları öldürmekten bulmaca çözmeye vakit mi kalıyor ki? Çok kısa bir süreliğine Ashley’i kontrol ediyoruz. Zavallının silahı olmadığı için mecburen bulmacalarla uğraşıyor. Ashley yanımızdayken daha da saldırgan olmak gerekiyor. Öldüğünde ya da kaçırıldığında oyun biter. R2 tuşuna basarak, bizi takip etmesini, olduğu yerde kalmasını veya saklanabileceği bir yer varsa saklanmasını sağlayabiliyoruz.

Silah çeşitliliği hiçbir Resident Evil oyununda olmadığı kadar fazla. Tabancalar, pompalılar, magnum’lar, tüfekler, sniper’lar, makinalılar, mayın fırlatıcı, el bombaları, flash bombası, patlayıcı oklar, roket atar… Kısacası ne ararsanız var. Oyundaki en güçlü silah olan roket atarın sadece tek bir roketi bulunuyor ve bunu kullanınca yeniden satın almak zorunda kalıyorsunuz. Bu silah sayesinde bazı boss savaşlarını kısa sürede tamamlayabilirsiniz.

Biraz önce “satın almak” dedim. Bu da Resident Evil oyunlarında bir ilk. Etraftan ya da düşmanlardan topladığımız para, silah ya da eşya satın almaya yarıyor. Daha güçlü düşmanlar öldüklerinde daha çok para vereceklerdir. Oyun boyunca saçma sapan yerlerde bile karşımıza çıkan tüccarlarla alışveriş edebiliyoruz. Elimizdeki eşyaları da satabiliyoruz. Değerli eşyaları birleştirip satarsak çok daha fazla para kazanıyoruz. Ne yazık ki mermi satılmıyor. Belki de satılsaydı, oyunun eğlencesi azalabilirdi. Oyunun başlarında envanter oldukça sınırlı. İlerleyen kısımlarda daha geniş envanter satın alabiliyoruz. Bu arada Flash bombaları sadece zaman kazanmak için işe yaramıyor. Bazı düşmanları öldürdüğünüzde şekil değiştirip, kafasından acayip bir şey çıkartarak size saldırıyorlar. Flash bombasını bu düşmanlara attığınız zaman hemen ölüveriyorlar.

Tüccarlar sayesinde silahları upgrade etmek de mümkün. Bu özellik oyunu çok daha eğlenceli kılmış. Silahların gücünü, atış hızını, doldurma hızını, mermi kapasitesini parayla geliştirebiliyoruz. Oyunu bitirip yeniden oynamaya başladığımızda yeni silahlar da açılıyor.

Eski Resident Evil oyunlarından bir şeyler de bulunuyor elbette. Mesela kayıt sistemi aynı. Karşımıza çıkan daktiloları kullanarak oyunu kaydediyoruz. Yeşil ve kırmızı bitkiler yine bulunuyor. Yeni olan ise sarı bitkiler. Hemen hemen her bölümde bir veya birkaç tane bulabileceğiniz bu bitkiler oldukça önemli. Yeşil bitkilerle birleştirerek kullanacağınız bu bitkiler, maksimum sağlığınızı arttırmaya yarıyor. Oyunun başlarında sağlık düzeyinin oldukça aşağıda olduğunu düşünürseniz, bu bitkileri kaçırmamaya çalışın. Mavi bitkiler ise bulunmuyor çünkü sizi zehirleyecek bir düşman yok.


Her Duyduğunuza İnanmayın

Resident Evil 4’ün piyasaya çıkacağı öğrenildiğinden beri hakkında az konuşulmadı. Yok grafikleri çok kötü olacakmış, yok çok uzun yüklemeler olacakmış, yok oyunun içine edeceklermiş… Bunların hiçbiri doğru değil sevgili okurlar. Bir defa grafikler mükemmel. Yapımcıların büyük bir titizlikle çalıştıkları belli. PS2’nin gücü sonuna kadar kullanılmış. Karakterler muhteşem, arka planlar da çok iyi. Görsel olarak birçok detay bulunuyor. Örneğin bir kapıya ateş ettiğiniz zaman tamamen değil, sadece vurduğunuz bölgesi parçalanıyor. Gamecube versiyonu kadar olmasa da, ona yakın grafikler. Üstelik oyunda hiçbir yavaşlama sözkonusu değil. Yüklemeler sadece bazı kapılarda oluyor; hiç de oyuncuyu rahatsız edecek cinsten değiller. Oyunun videoları da oldukça güzel. Hiçbir zaman, özellikle de videolarda kontrol cihazını sakın elinizden bırakmayın. Bazı sahnelerde hemen doğru tuşlara basmanız gerekiyor; basmazsanız ya da geç kalırsanız ölürsünüz.
Düşmanlar saldırırken müzik hızlanıyor ve daha da heyecanlanmamıza sebep oluyor. Düşmanların sesleri ürkütücü, silah ve çevre sesleri de çok iyi olunca, seslerin atmosfere büyük bir katkısı oluyor.


Sadece PS2’de!

Oyunun sadece Gamecube için piyasaya çıkacağını açıklayıp da daha sonra PS2 versiyonunu çıkaran Capcom, utanmadan(!) Gamecube’de olmayan birçok şey eklemiş: Yeni silahlar, giysiler, geniş ekran seçeneği ve oyunu bitirince açılan ekstra mod’lar. Oyunu bir kez bitirdiğiniz zaman ekstralar bölümünde Separate Ways, Assignment Ada, The Mercenaries, movie browser ve Ada’s Report’u bulacaksınız. Bunlardan Assignment Ada ve The Mercenaries Gamecube’de de vardı. PS2 versiyonunun asıl bombası Separate Ways mod’u. Ada Wong ile oynadığımız bu mod, tam 5 bölümden oluşuyor ve uzunluğu da neredeyse oyunun dörtte biri kadar! (Oyunu 17 saatte bitirmeme rağmen, bu mod dört saatten fazla zamanımı aldı.) Mod bu kadar uzun olunca oyunu kayıt da edebiliyorsunuz. Bu mod’da senaryo ile ilgili açıklanmayan birçok şey öğrenecek, oyunda olmayan birçok muhteşem videoyu izleyebilecek ve oyunda gidemediğiniz yerlere gidebileceksiniz. Bölümlerin sonunda topladığınız raporlar senaryo ile ilgili çok önemli bilgiler içeriyor. Oyunda zaman zaman adı geçen ancak hiç gözükmeyen Albert Wesker’ı da bu mod’da sık sık görüyoruz. Bu mod’u kesinlikle oynamalısınız.

Assignment Ada mod’unda yine Ada Wong ile oynuyoruz. Tek bölümden oluşan bu mod senaryoya bir şey katmadığı için Separate Ways mod’unun yanında oldukça sönük kalıyor. Kısa olduğu için kayıt yapmanıza da izin verilmiyor.

The Mercenaries mod’unda dört bölüm bulunuyor. Süre bitmeden öldürdüğümüz kadar düşman öldürmeye çalıştığımız bu bölüm, hiç de kolay değil. Her yerden sürüyle düşman çıkıyor ve öldür öldür bitmek bilmiyorlar. Etraftan silah, sağlık, mermi toplayabilir ve süre kazanabilirsiniz. Bölümleri iyi derecede bitirirseniz yeni karakterler açılıyor. Karakterlerin özellikleri ve silahları birbirinden farklı.

Movie Browser’dan oyundaki ve Separate Ways mod’undaki videolardan istediğinizi tekrar izleyebilirsiniz. Yenilikler bu kadar da değil! Eğer bir yerden oyunun Amerika versiyonunu alırsanız, Resident Evil’a ait bir art kitabına ve oyunun nasıl yapıldığını anlatan ekstra bir DVD’ye sahip olacaksınız.

Yapımın elle tutulur, gözle görülür tek eksisi senaryo. Böyle bir oyun için senaryo daha sağlam olmalıydı. Senaryodan bir orijinallik, bir sürpriz, bir detay beklemeyin. Diyaloglar da çok basit kalmış.

Senaryo konusunda hayal kırıklığına uğrasak da, yapımcıları tebrik etmek lazım. Oyunun PS2 versiyonu bundan daha güzel olamazdı. Belki ortaya bambaşka bir Resident Evil oyununun çıkması serinin bazı hayranlarını üzebilir. Sonuçta Resident Evil 4 farklı da olsa mükemmel ve herkesin oynaması gereken bir oyun. Bu oyunu kaçırmayın!

--ALINTIDIR--

Resident Evil: Code Veronica X İnceleme

Resident Evil: Code Veronica X (Playstation 2)

Resim


Capcom'un ünlü serisi kaldığı yerden devam ediyor. Claire ve Chris'in başı zombilerle yine dertte.
Code: Veronica X


Capcom, PlayStation için hazırladığı üç Resident Evil oyunundan sonra, ikinci oyunun devamı yani orjinal senaryoyu izleyen yeni oyununu DreamCast için hazırlamıştı. PlayStation için hazırlanan üçüncü oyun olan ''Nemesis'' ise senaryo olarak Resident Evil 2'nin yirmi dört saat öncesini konu alıyordu. Orjinal senaryoyu izleyen Resident Evil-Code: Veronica X ise DreamCast'ten sonra şimdi de PS2 için hazırlandı...

Dediğim gibi Veronica ikinci oyunun kaldığı yerden devam ediyor. Hatırlayacağınız gibi RE 2'de Claire Redfield uzun süredir haber alamadığı S.T.A.R.S üyesi kardeşi Chris Redfield'ı aramak için Raccoon City'e gidiyordu. Fakat şehre varır varmaz burada bir şeylerin ters gittiğini anlıyor ve şehirde karşılaştığı acemi polis memuru Leon S. Kennedy ile T-Virus dalgasına yakalanmış bu şehirden kaçmanın yollarını arıyordu.


T-Virus yine iş başında...

Veronica ise bu olayların üç ay sonrasını konu alıyor. Claire, kardeşi Chris'i aramaya devam ederken Umbrella'nın işlerine de burnunu sokmuş olduğundan, Umbrella güçleri Claire'i yakalarlar ve gözlerden uzak bir adaya götürürler. Fakat her zaman olduğu gibi Umbrella işleri yine yolunda tutmayı becerememiştir ve nitekim bunun sonucunda T-Virus burada da etkisini göstermiştir. Ve tabi Claire'i de artık yeni bir macera beklemektedir...

Şimdi yeni bir macera falan diyorum ama baştan söyleyeyim oyun beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü ben çok daha iyi bir şeylerle karşılaşmayı umuyordum. Oyunun hikayesinin zorlama olması bir yana, artık Resident Evil eski tadını vermiyor. Yani ben asla serinin önceki oyunlarından aldığım zevki alamadım. Eğerki serinin önceki oyunlarını oynadıysanız, Veronica size fazlasıyla tekdüze gelebilir.

Bu son Resident Evil'da yine zombilerden mutant köpeklere bir çok yaratıkla karşılaşıyorsunuz. Aynı şeklide her zamanki gibi aksiyonun yanında çözmeniz gereken bir çok bulmaca bulunuyor. Oyun sırasında da Claire ve Chris'in yanında yeni bir karakter olan Steve Burnside ile de oynama imkanına kavuşuyorsunuz. Bu arada adını söylemeyeceğim ama ilk oyundan hatırlayacağınız tanıdık bir yüze daha rastlayacaksınız. Tabi senaryo gereği yine bir çok yeni karakter de oyunda bulunuyor.

Oyun genel olarak iki ana bölüme ayrılmış durumda. İlk olarak Claire ile başlıyorsunuz ve oyunun hemen hemen tamamı büyük bir malikanede geçiyor. İkinci bölümde ise adadan ayrılıp kutuplara doğru gidiyorsunuz.Ve daha sonra Chris'te olaya dahil oluyor. Oyunda her zamanki gibi pompalı tüfekten patlayıcı uçlu oklara, bir çok silah kullanıyoruz. Yeni silahlardan en çok göze batanı ise keskin nişancı tüfeği (Zaten Sniper'lık yapmadığımız bir Resident Evil kalmıştı, o da oldu sonunda!).

Önceki Resident Evil oyunlarında yaşanan sorunlardan bir tanesi; sabit kameralar kullanıldığından dolayı sonraki ekranı görememe sorunuydu. Bunun sonucunda da ara sıra önünüzü göremediğinizden dolayı yaratıklarla burun buruna kalıp tehlikeler yaşayabiliyordunuz. Fakat Veronica'da kullanılan hareketli kameralar ile tam olarak olmasada bu sorun büyük ölçüde halledilmiş. Bunların dışında klasikleşen Battle Game oyun modları da yine bir ekstra olarak oyunu bitirdikten sonra açılıyor. Buradaki bir yenilikte bu oyun modunu dilerseniz Gun Survivor'daki gibi First Person görüş açısıyla oynayabilmeniz. Gerçi bunun üzerinde pek durulmamış ama yine de böyle bir özelliğin bulunması iyi...


Biri Silent Hill'mi dedi?

Oynayanlar bilirler, Resident Evil oyuncuyu genelde ani şok olaylarla korkuturken, Silent Hill ise sisli ve iç karartıcı inanılmaz atmosferi ile oyuncuyu korkutmakla kalmaz aynı şekilde büyük bir gerilimin içine de sokar. Oyunu oynarsanız göreceksiniz ki Veronica'da Silent Hill'den bir şeyler kapmaya çalışmış gibi. Gerçi tam olarak Silent Hill'deki gibi değil ama oyunun büyük bölümünde sanki ortalık sisliymiş gibi bir atmosfer yaratılmış(ya da yaratılmak istenmiş¿). Üstelik bulunduğunuz alan kapalı da olsa açıkta olsa genelde sanki önünüzde bir sis perdesi var, gerçi buna tam olarak sis demek doğru olmaz ama bunun gibi bir şey işte. Fakat oyunda Silent Hill havası yakalanmış mı? diye sorarsanız, size düşünmeden; Kesinlikle hayır! yanıtını verebilirim. Çünkü atmosferin Silent Hill ile alakası yok. Yani asla Silent Hill'deki kadar korkutucu bir oyun beklemeyin.

Oyunun grafikleri eskiye nazaran çok daha iyi. Yine detaylı çevre tasarımları kendini belli ediyor. Yalnız dediğim gibi Silent Hill'den özenilmişçesine grafiklerde kullanılan tonlar biraz daha donuk. Yani eskisi gibi parlak ve renkli ortamlar pek bulunmuyor. Oyun aralarındaki videolar da Capcom'un o bildiğimiz kalitesinde. Yalnız oyundaki yaratıklar ve özellikle de zombilere hiç özenilmemiş gibi. Çünkü eski oyunlardakinden öyle pek farklı değiller. Yani üzerlerinde pek durulmadıkları açıkça belli oluyor.


Sanki her şey eskisiyle aynı...

Oyunun menüleri ve oynanışı tamamen aynı sayılır. Kontrollerde gerileme olduğu bile söylenebilir belki. Her merdiven çıkmadan önce aksiyon tuşunu kullanma gerekliliği kötü olmuş bence. Ayrıca Nemesis'teki ani reflekslerle karşınızdaki yaratığın hamlesini savuşturma gibi özellikler de oyundan kaldırılmış. Bilmiyorum ama bence kontroller daha iyi yapılabilirdi. Ses efektleri ve müzikler de son derece iyiler aslında. Yine iç karartıcı ve atmosferi tamamlayan melodiler kullanılmış. Ama bence yine de eski oyunlardaki hava yakalanamamış.

İşin gerçeği serinin önceki oyunlarının tamamen oynamadıysanız ya da Veronica sizin için ilk olacaksa, oyun size çok daha eğlenceli gelecektir. Fakat benim gibi Resident Evil hayranıysanız ve serinin önceki oyunlarını defalarca bitirdiyseniz Veronica'da aynı tadı bulamayabilirsiniz. Nitekim ben bulamadım. Çünkü oyun çok sıradanlaşmış geldi bana. Ve bir çok kişinin de benimle aynı fikri paylaşacağını düşünüyorum. Sanırım artık Capcom, Resident Evil'ın üzerinde fazla durmuyor. En azından Code: Veronica X'te durum böyle. Devil May Cry ve Onimusha gibi yeni yapımların üzerinde daha yoğun çalışıyorlar. Tabi kuşkusuz şu an yapım aşamasında olan Resident Evil Online böyle olmayacaktır. Ne de olsa oyunun Online desteği olacak. Kısaca Veronica bildiğimiz Resident Evil oyunları kalitesinde sayılır. Ama bence bu oyunun biraz yeniliğe ihtiyacı var. Tüm bunlara rağmen oyun kesinlikle kötü değil. Ama bir Silent Hill 2 tadı da vermiyor doğrusu.

--ALINTIDIR--

Resident Evil: Outbreak İnceleme

Resident Evil: Outbreak (Playstation 2)

Resim


Raccon City'de yine neler oluyor?

Capcom, Resident Evil serisinin ana senaryosuna GameCube’de devam ederken, PlayStation 2 sahiplerini de unutmuyor. Daha önce Resident Evil: Dead Aim ile bizi büyük hayal kırıklığına uğratan Capcom, yeni bir Resident Evil oyunu olan ‘’Outbreak’’ ile tekrar karşımıza çıktı. Bizleri bu defa da pek öyle mutlu ettiğini söyleyemeyeceğim; çünkü oyun Resident Evil serisine aykırı bir çok özellik içeriyor. Ayrıca serinin ana senaryosunu işleyen daha kaliteli Resident Evil oyunları şu günlerde bazı özellikleri (özellikle aksiyona çok dönük olduğu için) ile eleştirilere maruz kalırken, Outbreak’de bundan payını alıyor. Üstelik oyun Japonya’da online destek içermesine rağmen, Amerika ve Avrupa’daki oyuncuların online oyun oynamak gibi bir şansı bulunmuyor. Hiç kuşkusuz bu, oyunun en büyük eksikliği; çünkü tamamen online olarak tasarlanmış.

Raccoon City’de yaşamak...

Raccon City’nin derinliklerinde Umbrella şirketinin gizli araştırmalar yaparak bulduğu virüs, bildiğiniz gibi tüm Raccoon City’i yaşayan ölülerle dolu bir cehenneme çevirmişti. Bizde serinin ana senaryosunda genellikle özel polis tim’i S.T.A.R.S’ın elemanlarını yönetmiştik. Bu defa Raccon City’de yaşayan muslukçu, öğrenci, koruma görevlisi gibi sıradan 8 karakterden birini yönetme şansına sahibiz. Bu insanları beraber hareket etmeye zorlayan şey ise yanlış zamanda aynı yerde olmaları. Karakterlerimiz bir akşam sadece eğlenmek için barda otururken, birden bar zombilerin saldırısına uğrar. Tabi içeride bulunanlar da boş duracak değiller ya, hemen bu illetten kurtulmanın yollarını aramaya başlarlar. Bizde hayatta kalma yolunda bu insanlara yardımcı olacağız.

Oyunda seçtiğimiz karaktere göre senaryo değişiyor; fakat hemen hatırlatalım senaryo da çok büyük değişiklikler beklemeyin. Sadece oyuna başlangıç yeriniz değişiyor ve bazı yerlerde diğer karakterlerden ayrılıyorsunuz. Oyunumuz birbiri ile bağlantısı olan bölümler halinde ilerliyor; eğer serinin diğer oyunlarını oynadıysanız bu size tanıdık gelecektir. Şunu asla unutmayın, Outbreak’in oyun yapısı şimdiye kadar ki hiçbir Resident Evil oyununa benzemiyor. Diğer Resident Evil oyunlarındaki tecrübeleriniz Outbreak’te işe yaramayabilir. Bölümler tanıdık olabilir; ama bu bulmaca unsurunun da aynı olacağı anlamına gelmez, mesela oyunda elinizdeki demir bir sopa ile telleri kırıp kendinize yeni bir yol açmak veya çok dar bir yerden sürünerek geçmek gibi şeylerle karşılaşacaksınız. Tabi anahtar bulma veya bazı nesneleri kombine etmekle uğraşacaksınız. Bulmacalar ise bazen insanı sinirlendirecek kadar zor oluyor. Aslında zor doğru bir tabir oldu mu bilmiyorum; çünkü zorluktan çok bulmacaların diğer Resident Evil oyunlarına benzememesi, kafanızı karıştıracak. Bu da insanı biraz da olsa oyundan soğutuyor; ama yine de farklı bir şeylerin düşünülmesi güzel.

Bulmacaları sadece sizin çözmeniz gerekse de diğer karakterlerle de başka şekillerde yardımlaşabileceksiniz. Inventory’nize sığmayan silah, enerji sağlayıcılar veya çeşitli nesneleri tıpkı Resident Evil Zero’daki gibi diğer karakterlere verebileceksiniz.


Güya Online olacaktı?

Belirttiğim gibi bulmacaları çözerken bir şeylerin eksik olduğu hissine mutlaka kapılacaksınız. Bu da tabi ki oyunun online desteğinin olmaması. Capcom oyunu neden sadece Japonya’da online yapar anlamak gerçekten çok güç. Şimdi Japonya’daki çekik gözlü kardeşlerimiz oyunu online ve birbirine yardım ederek oynarken, biz de yapay zekasının ne kadar iyi olduğu tartışıp, birkaç bot ile birlikte hayatta kalmak için cebelleşeceğiz. Bu botların yapay zekaları aslında çok kötü değil, bir nesneyi istediğinizde size hemen veriyorlar veya zombiler sizi kıstırdığında (eğer yakında iseler) size hemen yardım ediyorlar; fakat bazen yolunuzun üstünde durup ve bir süreliğine ağaç gibi bekliyorlar.

Aslında şu unsuru da göz önünde bulundurmamız gerekiyor; bu tarz bir oyunda botlar ne kadar zeki olursa olsun, normal bir insan ile oynar gibi onlarla taktik belirleyip, yardımlaşamazsınız. Mesela bulunduğunuz yerde bir kapı var; fakat bu kapıyı açmak için önce alt kata inip bir tuşa basmanız gerekiyor. Eğer oyunu offline olarak botlarla beraber oynarsanız, bunu kendiniz halletmeniz gerekiyor; eğer online olarak oynasaydınız o tuşa sizin yerinize bir arkadaşınız basabilirdi ve oyunda çok daha hızlı ilerleyebilirdiniz. Benim acelem yok, biraz daha uğraşır çözerim diyemezsiniz; çünkü oyunun sağlık göstergesi eski Resident Evil oyunlarına benzemiyor. Bir defa virüs kaptınız mı ayvayı yediniz demektir. Virüs göstergeniz 1’den 100’e doğru harekete geçiyor. Eğer 100’e ulaşırsa normal olarak ölüyorsunuz. Tek kurtuluş yolunuz, bulunduğunuz bölümü olabildiğince çabuk bitirmek. Bunun içinde botların yardımına mecburen ihtiyaç duyuyorsunuz; ama online destek olmayınca maalesef pek işe yaramıyor. O zaman tek çareniz bulmacaları çabucak çözüp, yolunuzun üstündeki zombi, hunter vs. yaratıkları öldürüp bölümleri bitirmeye çalışmak.

Zombilere karşı yalnız dikkatli olun, köşeye sıkıştırdıkları zaman, bir de diğer karakterler yardıma gelmezse işiniz çok zor demektir; fakat Capcom her karaktere bazı özellikler vermiş, tuşa bastığınız an bazı karakterler otomatik olarak arkasını dönüp imekleyerek kaçarken, kimi kendini yere atıyor (kaçmak için ne kadar iyi bir özellik olduğu tartışılır) kimi de yumruk atıyor. Sadece bu özellikler ile ilerleyeceğinizi sanmayın, oyunda tabanca, shotgun, magnum, otomatik tabancalar, bıçak ve demir sopalar gibi silahlar da kullanacağız. Tabancaların mermi sayısı sınırlı olduğundan, yakın dövüş silahları olan sopa veya bıçak kullanamaya hazır olun; yalnız sopalar belli bir süre sonra aşınıyor ve kullanılmaz hale geliyor. Bunların dışında Clock Tower 3’teki gibi yatakların altına veya dolaplara saklanabilmeniz de mümkün.

Gördüğünüz gibi oyunun tarzı ve buna bağlı olarak özellilkleri de oldukça değişmiş. Bu değişim oyunu bir miktar olumlu etkilese de, olumsuz yanları çok daha fazla. Grafikler de bundan fazlasıyla nasibini almış; tamamen poligonal ve kaliteli çizimlerden oluşuyor; fakat oyunda çok hata var. Karakterler birbirinin içinden geçebiliyor. Aslında bu çok avantajlı bir yöntem; ama hiç de gerçekçi değil. Birde bazı mekanlar serinin diğer oyunları ile aynı olsa da bu yerler onların etkileyici ve ürpertici havasını vermiyor. Grafikler çok parlak kaplamalardan oluşuyor, mekanlarda kasvetli ortam havası yok.

Neyse ki sesler ve müzikler sizi oyuna biraz olsun adapte ediyor. O eski gerilim havasındaki müziklerin yerini daha fazla aksiyona dayalı müzikler alsa da yine de korkuyu hissedebiliyorsunuz. Bazen elinizde sopa varken, gelin buraya hepinizi geberteceğim deyip zombilere saldırmanıza bile neden oluyorlar; ama maalesef sonuçta ölen siz oluyorsunuz. Bunda oynanabilirliğin düşük olmasının da etkisi var tabi ki, karakterlerimiz yeterince esnek hareket edemiyor. Zombilerin yanından hemen sıyrılarak geçeyim diyorsunuz ama sizi anında yakalıyorlar. Bu zombilerin zeki olmasından değil; sadece kontrollerin zor olmasından kaynaklanıyor. Tabanca gibi ateşli silahları rahat kullansakta, demir sopa veya bıçağı kullanmak zor olabiliyor, yine de bir süre sonra kontrollere alışıyorsunuz.

Bahsettiğim gibi Resident Evil: Outbreak aslında online olarak tasarlanmış bir oyun; fakat online desteğin sadece oyunun Japon versiyonunda olması çok büyük bir eksiklik. Madem ki oyun sadece Japonya’da online olacaktı, Avrupa ve Amerika versiyonlarının çıkmasına ne gerek vardı? Şunu söylemeliyim ki Outbreak offline olarak çok sıkıcı. Online destek olsaydı belki çok eğlenceli olabilirdi, yine de çok büyük bir Resident Evil fanatiğiyseniz Outbreak’i deneyebilirsiniz.

--ALINTIDIR--

Resident Evil Degeneration


2
 

Capcom ünlü korku oyunu serisi Resident Evil’in CGI filmi Degeneration’ın ilk videosunu yayınladı. Videoya göre film, Claire Redfield ve Leon Kennedy’nin başından geçen olayları anlatacak. Sony ile ortaklaşa olarak hazırlanan ve 2008 yılında gösterime girmesi beklenen filmin videosu: